Blog
Yorgunken Çalışmak Verimli mi?
- Şubat 20, 2026
- Yayınlayan: admin
- Kategori: Adverisement Hobbies izmirykskursları LGS Duyurular LGS Rehberlik Technology Uncategorized YKS Duyurular YKS Rehberlik
Sınav sürecinde en sık karşılaşılan sorulardan biri şudur: Yorgunken çalışmak gerçekten verimli mi? Pek çok öğrenci günün sonunda kendini masanın başına zorla oturtur. Vicdan rahatlar; ancak zihinsel performans aynı ölçüde güçlü değildir. Bu noktada önemli olan, çalışmanın süresi değil niteliğidir.
Bilişsel performans; dikkat, algı, bellek ve problem çözme kapasitesinin toplamıyla ilgilidir. Zihin de kas sistemi gibi çalışır. Gün içinde yoğun uyaranlara maruz kalan beyin, belirli bir süre sonra yorulur. Özellikle uzun süreli dikkat gerektiren derslerde zihinsel tükenme ortaya çıkar. Bu durumda kişi çalışıyor gibi görünür; fakat okuduğunu anlama süresi uzar, basit hatalar artar ve tekrar ihtiyacı çoğalır. Verim düşer.
Yorgunken çalışmanın en belirgin etkisi dikkat hatalarıdır. Soruyu yanlış okumak, işlem basamağını atlamak ya da bildiği konudan yanlış yapmak çoğu zaman bilgi eksikliğinden değil, zihinsel yorgunluktan kaynaklanır. Bu durum öğrencide özgüven kaybına yol açabilir. Oysa sorun kapasite değil, enerjidir.
Araştırmalar, düzenli aralıklarla verilen kısa molaların bilişsel performansı artırdığını göstermektedir. Özellikle 40-50 dakikalık odaklanma sonrası 5-10 dakikalık bilinçli mola, zihnin toparlanmasını sağlar. Bu molalarda ekran yerine hareket etmek, su içmek veya kısa bir nefes egzersizi yapmak daha etkilidir. Amaç, zihni gerçekten dinlendirmektir.
Burada kritik soru şudur: Yorgun hissedildiğinde tamamen bırakmak mı gerekir? Her zaman değil. Yorgunluk fiziksel mi yoksa zihinsel mi, önce bunu ayırt etmek gerekir. Fiziksel yorgunlukta hafif tempolu tekrar yapılabilir. Ancak yoğun zihinsel yorgunluk varsa yeni konu öğrenmek yerine soru analizi ya da kısa tekrar tercih edilmelidir. Yani görev değişimi yapılabilir; fakat kapasitenin üzerinde yüklenmek uzun vadede daha fazla kayıp oluşturur.
Dinlenme tembellik değildir. Dinlenme, performansın sürdürülebilirliğini sağlayan stratejik bir araçtır. Uykusuzluk ise en büyük performans düşmanıdır. Yeterli uyku alınmadığında öğrenilen bilgiler uzun süreli belleğe aktarılmaz. Bu nedenle gece geç saatlere kadar çalışmak yerine, düzenli uyku saatleri oluşturmak daha kalıcı sonuç verir.
Verimli çalışma; sürekli masa başında olmak değil, zihnin en güçlü olduğu saatleri doğru değerlendirmektir. Kimi öğrenci sabah saatlerinde daha üretkenken, kimi akşam daha odaklı olabilir. Kişisel biyolojik ritmi tanımak bu yüzden önemlidir. Zor konuları enerjinin yüksek olduğu zaman dilimine yerleştirmek, yorgun saatlerde ise tekrar yapmak daha dengeli bir sistem oluşturur.
Sonuç olarak yorgunken çalışmak her zaman verimli değildir. Bazen disiplin göstergesi gibi görünse de, uzun vadede tükenmişliğe yol açabilir. Asıl başarı; çalışma ile dinlenme arasında bilinçli bir denge kurabilmektir. Çünkü sürdürülebilir performans, yalnızca çok çalışmakla değil, doğru zamanda doğru yoğunlukta çalışmakla mümkündür.