Blog
Ertelemeyi Bırakmanın En Basit Yolu: İstemesem de Başlıyorum
- Mart 2, 2026
- Yayınlayan: admin
YKS ve LGS süreci yalnızca akademik bilgi birikimi değil, aynı zamanda güçlü bir psikolojik dayanıklılık gerektirir. Bu uzun ve zaman zaman yorucu maratonda öğrencilerin en sık karşılaştığı sorunlardan biri motivasyon dalgalanmalarıdır. Bazı günler saatlerce verimli çalışmak mümkünken, bazı günler masaya oturmak bile zor gelebilir. İşte bu noktada süreci belirleyen şey motivasyon değil, harekete geçme alışkanlığıdır.
Çoğu öğrenci çalışmaya başlamadan önce istek duymayı bekler. “Birazdan motive olurum”, “Canım isteyince başlarım” gibi düşünceler oldukça yaygındır. Oysa gerçek şu ki motivasyon çoğu zaman çalışmanın ön koşulu değil, sonucudur. Harekete geçtikten sonra odak artar, ilerleme hissi oluşur ve kişi düşündüğünden daha uzun süre devam edebilir. Bu nedenle “istemesem de başlıyorum” yaklaşımı, YKS ve LGS sürecinde oldukça güçlü bir zihinsel stratejidir.
Başlamanın bu kadar zor olmasının temel nedeni, zihnin büyük görevleri tehdit gibi algılamasıdır. “Bugün en az 5 saat ders çalışmalıyım” düşüncesi daha başlamadan zihinsel bir yük oluşturur. Özellikle eksik konular birikmişse, deneme sonuçları düşmüşse ya da zamanın azaldığı düşünülüyorsa bu yük daha da ağırlaşır. Böyle anlarda beyin kaçınmayı seçer ve erteleme devreye girer. Oysa hedef küçültüldüğünde direnç önemli ölçüde azalır. “Sadece 15 dakika başlayacağım” ya da “Sadece 10 soru çözeceğim” demek, zihne yönetilebilir bir görev sunar.
Örneğin deneme sınavı kötü geçen bir öğrenci düşünelim. Moral bozukluğu nedeniyle o gün ders çalışmak istemeyebilir. “Zaten olmuyor” düşüncesi ağır basar ve günü tamamen boş geçirme eğilimi ortaya çıkar. Ancak aynı öğrenci yalnızca 20 dakika boyunca yanlış yaptığı sorulara bakmayı hedeflerse, süreci başlatmış olur. Çoğu zaman bu kısa süre uzar; uzamasa bile gün tamamen kaybedilmiş olmaz. Bu küçük başlangıç, alışkanlığı korur ve özgüveni zedelenmekten kurtarır.
Bu yaklaşımın temel gücü istikrardadır. Her gün yüksek motivasyon beklemek gerçekçi değildir. Önemli olan düşük enerjili günlerde bile minimum düzeyde ilerleyebilmektir. Çünkü başarı çoğu zaman yoğun ama kısa süreli çalışmalardan değil, düzenli ve sürdürülebilir adımlardan doğar. Bir gün iki saat yerine sadece otuz dakika çalışmak başarısızlık değildir; hiç başlamamaktan çok daha değerlidir.
Elbette bu yöntem gerçek tükenmişliği görmezden gelmek anlamına gelmez. Zihinsel ve fiziksel yorgunluk varsa dinlenmek gerekir. Ancak çoğu zaman sorun yorgunluk değil, başlama direncidir. Kişi gerçekten bitkin mi, yoksa sadece o an çalışmak istemiyor mu? Bu ayrımı yapmak önemlidir. Eğer mesele yalnızca isteksizlikse, küçük bir adım genellikle yeterlidir.
“İstemesem de başlıyorum” demek kendini zorlamak değil, hareketsizlik döngüsünü kırmaktır. Masaya oturmak, kitabı açmak ve ilk soruyu çözmek çoğu zaman günün en zor ama en kritik adımıdır. Çünkü bir kez başlandığında devam etmek düşündüğümüzden daha kolaydır. YKS-LGS sürecinde fark yaratan öğrenciler her gün motive olanlar değil, motivasyonun olmadığı günlerde de küçük adımlar atabilenlerdir. Bazen başarı saatlerce süren yoğun çalışmalarda değil, yalnızca o ilk adımı atma cesaretinde gizlidir.