Blog
Sınav Döneminde Ebeveyn Tutumu: Destek mi, Baskı mı?
- Şubat 28, 2026
- Yayınlayan: admin
Sınav dönemleri Türkiye’de sadece öğrencilerin değil, ailelerin de yoğun stres yaşadığı süreçlerdir. LGS-YKS gibi uzun soluklu çalışma gerektiren sınavlarda konu sadece akademik başarı değil; aynı zamanda çocuğun psikolojik dayanıklılığı, özgüveni ve aile içi iletişimidir. Bu yüzden destek olmak ile baskı kurmak arasındaki ince çizgiyi doğru yerde tutmak büyük önem taşır.
LGS ve YKS farklı yaş gruplarına hitap etse de aile tutumu açısından benzer dinamikler barındırır. LGS’de çocuk henüz ergenliğin başındayken, YKS’de genç artık kimlik gelişiminin daha ileri bir aşamasındadır. Ancak her iki sınavda da öğrencinin en çok ihtiyaç duyduğu şey güven duygusudur; sürekli kontrol değil.
Veliler çoğu zaman iyi niyetle süreci yönetmeye çalışır. “Daha çok çalışmalısın”, “Bu puanla zor”, “Rakiplerin çok güçlü” gibi cümleler motive etmek amacıyla söylenir. Fakat çocuk bu mesajları “Yeterli değilim” şeklinde içselleştirebilir. Özellikle YKS sürecindeki gençler, kimliklerini başarı üzerinden tanımlamaya daha yatkındır. LGS öğrencileri ise ebeveyn onayına daha bağımlıdır. Her iki durumda da baskı, kısa vadede performansı artırıyor gibi görünse de uzun vadede kaygıyı yükseltir ve özgüveni zedeler.
Destekleyici ebeveynlikte odak sonuç değil süreçtir. Süreci desteklemek; düzenli çalışma alışkanlığına, plan takibine, deneme analizine ve istikrara dikkat etmek demektir. “Kaç net yaptın?” yerine “Eksik olduğunu düşündüğün konular neler?” diye sormak daha yapıcıdır. Çünkü sınav başarısı bir anda oluşmaz; küçük ama sürdürülebilir adımların toplamıdır.
Deneme sınavları bu süreçte en hassas alanlardan biridir. LGS’de de YKS’de de deneme sonuçları inişli çıkışlıdır. Bir deneme düşüşü karakter zayıflığı değildir; çoğu zaman yorgunluk, dikkat dağınıklığı ya da konu eksikliğinden kaynaklanır. Ebeveynin burada verdiği tepki belirleyicidir. Moral bozmak, kıyaslamak ya da ceza vermek yerine birlikte analiz yapmak hem akademik hem duygusal gelişimi destekler. Çocuk, hatasının büyütülmediğini gördüğünde savunmaya geçmez; çözüm aramaya daha açık olur.
Kıyaslama ise en sık yapılan hatalardan biridir. “Komşunun oğlu hukuk hedefliyor”, “Arkadaşın fen lisesine gidiyor” gibi ifadeler motivasyon değil, yetersizlik duygusu üretir. Her öğrencinin kapasitesi, öğrenme hızı ve hedefi farklıdır. LGS’de henüz ilgi alanları yeni şekillenirken, YKS’de hedefler daha netleşmiş olabilir; ancak yine de bireysel farklılık gerçeği değişmez. Çocuğunuzu başkalarıyla değil, kendi gelişimiyle kıyaslamak daha sağlıklı bir yaklaşımdır.
Ev ortamının niteliği de belirleyicidir. Sınav süreci zaten okulda, dershanede ve sosyal çevrede rekabet içerir. Ev, çocuğun nefes alabildiği bir alan olmalıdır. Sürekli sınav konuşulan, her akşam net sorgulanan bir ortam kaygıyı besler. Bunun yerine belirli zamanlarda akademik konuşup diğer zamanlarda gündelik hayatı korumak denge sağlar. Özellikle YKS sürecindeki gençler alan ihtiyacı hisseder; LGS öğrencileri ise daha fazla duygusal güven arar. Yaşa göre esneklik göstermek önemlidir.
Bir diğer kritik nokta, hedefin kime ait olduğudur. Eğer hedef sadece veliye aitse, öğrenci iç motivasyon geliştiremez. LGS’de lise türü, YKS’de bölüm tercihi mutlaka öğrencinin ilgisiyle örtüşmelidir. Aksi halde başarı gelse bile tatmin duygusu oluşmaz. Çocuğunuza “Ne istiyorsun?” sorusunu sormak ve cevabını gerçekten dinlemek, baskısız desteğin temelidir.
Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: LGS ve YKS hayatın tamamı değildir. Bu sınavlar önemli dönüm noktalarıdır; ancak bir insanın değerini belirlemez. Çocuğunuzun sadece öğrenci kimliği yoktur. Onun arkadaşlıkları, yetenekleri, mizacı ve hayalleri vardır. Başarıya koşulsuz sevgi eşlik ettiğinde çocuk güçlenir. Sevgi başarıya bağlandığında ise kaygı artar.
Baskı korku üretir; destek güven üretir. Korku kısa süreli performans sağlayabilir, fakat güven uzun vadeli dayanıklılık oluşturur. Sınav sonuçları ne olursa olsun çocuğunuzun yanında olduğunuzu hissettirmeyi başarabilirseniz, aslında en büyük katkıyı yapmış olursunuz. Çünkü iyi bir lise ya da iyi bir üniversite kadar, sağlam bir özgüven de hayat boyu gereklidir.