Blog
Sınava Az Kaldı ve Hiç Çalışmak İstemiyor musun?
- Şubat 23, 2026
- Yayınlayan: admin
Sınav hazırlık süreci uzun, yorucu ve zaman zaman duygusal olarak inişli çıkışlı bir yolculuktur. Özellikle LGS ve YKS gibi geleceği doğrudan etkileyen sınavlara hazırlanırken motivasyon kaybı yaşamak da son derece doğaldır. Önemli olan motivasyonun hiç düşmemesi değil, düştüğünde nasıl yönetileceğini bilmektir.
Birçok öğrenci “Artık çalışmak istemiyorum.”, “Ne yaparsam yapayım netlerim artmıyor.” ya da “Herkes benden daha iyi.” gibi düşüncelerle karşı karşıya kalır. Bu düşünceler geçicidir; kalıcı olan ise gösterilen çabadır. Motivasyon bir duygu durumudur ve dalgalanır. Disiplin ise bir karardır ve sürdürülebilir başarıyı asıl belirleyen faktördür.
Motivasyon düştüğünde yapılması gereken ilk şey, bu durumun geçici olduğunu kabul etmektir. Kendinizi suçlamak ya da “Ben yapamayacağım galiba.” gibi genelleyici düşüncelere kapılmak süreci daha da zorlaştırır. Bunun yerine, o günkü enerjinize uygun küçük ama net hedefler koymak daha sağlıklıdır. Örneğin “Bugün 5 saat çalışacağım.” demek yerine “30 soru matematik çözeceğim ve 1 konu tekrar edeceğim.” demek hem uygulanabilir hem de tamamlandığında tatmin edicidir. Küçük başarılar motivasyonu yeniden üretir.
Çoğu zaman asıl sorun çalışmak değil, başlamaktır. Bu noktada pomodoro tekniği olarak da bilinen “25 dakika kuralı” oldukça etkilidir. Kendinize yalnızca 25 dakika çalışma sözü verin. Telefonu kapatın, masaya oturun ve sadece o süreye odaklanın. Çoğu öğrenci başladıktan sonra devam edebildiğini fark eder. Çünkü zihinsel direnç, harekete geçildiğinde azalır.
Motivasyon kaybının bir diğer nedeni deneme sonuçlarıdır. Beklenenden düşük gelen bir net, öğrencinin moralini ciddi şekilde etkileyebilir. Oysa denemeler başarıyı ölçmek için değil, eksikleri görmek için yapılır. Bir denemede yapılan yanlış, gerçek sınavdan önce fark edilen bir fırsattır. Bu nedenle deneme sonrası “Nerede hata yaptım?” sorusunu sormak, “Ben neden böyleyim?” sorusunu sormaktan çok daha yapıcıdır.
Bazen de sorun zihinsel yorgunluktur. Aynı ortamda, aynı düzen içinde uzun süre çalışmak motivasyonu azaltabilir. Çalışma ortamını değiştirmek, kısa bir yürüyüş yapmak, farklı saat dilimlerinde deneme yapmak zihni tazeleyebilir. Küçük çevresel değişiklikler bile büyük psikolojik etkiler yaratabilir.
Öğrencilerin en sık yaptığı hatalardan biri de kendilerini başkalarıyla kıyaslamaktır. “Arkadaşım 90 net yaptı, ben 70’teyim.” düşüncesi özgüveni zedeler. Oysa herkesin başlangıç noktası, öğrenme hızı ve çalışma düzeni farklıdır. Gerçek kıyas dünle yapılmalıdır. Eğer bugün dünden biraz daha iyiyse, doğru yoldasınız demektir.
Motivasyonun yeniden yükselmesi için hedefi hatırlamak da önemlidir. Hangi liseyi ya da üniversiteyi istiyorsunuz? Nasıl bir gelecek hayal ediyorsunuz? Zorlandığınız anlarda o hayali zihninizde canlandırmak, sürece yeniden anlam kazandırır. Çünkü insan, nedenini bildiği zorluklara daha kolay dayanır.
Eğer motivasyon kaybı uzun süreli devam ediyorsa ve ders çalışma düzeni tamamen bozulmuşsa, profesyonel destek almak faydalı olabilir. Rehber öğretmenle yapılacak kısa bir görüşme, programdaki küçük bir düzenleme ya da doğru yönlendirme süreci tamamen değiştirebilir. Bazen sorun isteksizlik değil, yanlış planlamadır.
Unutulmamalıdır ki sınav yılı kısa vadeli bir atılım değil, adım adım ilerlenen uzun bir hazırlık dönemidir. Bu süreçte her gün yüksek motivasyon beklemek gerçekçi değildir. Önemli olan tamamen durmamak, her gün küçük de olsa bir adım atabilmektir. Çünkü istikrarlı ve planlı ilerleyen öğrenciler, motivasyonu dalgalansa bile hedeflerine ulaşırlar.
Motivasyon bir duygu olabilir; ancak başarı bir sistem işidir. Duygular değişir, disiplin kalır. Zorlandığınız günlerde bile küçük bir adım atmayı seçtiğiniz sürece, hedefinize her gün biraz daha yaklaşırsınız.