Blog
Bir Konuyu Gerçekten Öğrendiğinizi Nasıl Anlarsınız?
- Eylül 26, 2026
- Yayınlayan: admin
- Kategori: Adverisement Hobbies izmirykskursları LGS Duyurular LGS Rehberlik Technology Uncategorized YKS Duyurular YKS Rehberlik
Ders çalışırken hepimizin yaşadığı tanıdık bir durum vardır: Bir konuyu okuruz, öğretmenin anlattıklarını dinleriz, defterimize notlar alırız ve sonunda konuyu öğrendiğimizi düşünürüz. Ancak birkaç gün sonra aynı konuyla ilgili bir soruyla karşılaştığımızda cevabı hatırlamakta zorlanabiliriz. Hatta bazen konuyu çok iyi bildiğimizi düşündüğümüz hâlde farklı tarzda hazırlanmış bir soruyu çözemeyiz.
Peki, bunun nedeni nedir? Bir konuyu anlamakla gerçekten öğrenmek arasında nasıl bir fark vardır? Saatlerce ders çalışmak, onlarca sayfa not çıkarmak veya yüzlerce soru çözmek öğrenmenin gerçekleştiğini gösterir mi?
Gerçek öğrenme, bir bilgiyi yalnızca hatırlamak değil; o bilgiyi anlamak, açıklamak, farklı durumlarda kullanmak ve gerektiğinde yeniden hatırlayabilmektir.
Özellikle LGS ve YKS gibi sınavlara hazırlanan öğrenciler için bu ayrımı bilmek oldukça önemlidir. Çünkü sınav başarısını belirleyen unsurlardan biri, çalışılan konuların ne kadarının gerçekten öğrenildiği ve yeni sorulara ne ölçüde aktarılabildiğidir.
Bu yazımızda, bir konuyu gerçekten öğrenip öğrenmediğinizi anlamanızı sağlayacak işaretleri, öğrenme düzeyinizi ölçebileceğiniz yöntemleri ve bilgilerinizi daha kalıcı hâle getirmek için uygulayabileceğiniz stratejileri ele alacağız.
1. Bir Konuyu Anlamak ile Öğrenmek Aynı Şey midir?
Bir konuyu ilk kez dinlediğinizde öğretmeninizin anlattıkları size oldukça mantıklı gelebilir. Çözülen örnekleri takip edebilir ve soruların cevaplarını kolaylıkla anlayabilirsiniz.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir ayrıntı vardır: Bir açıklamayı takip edebilmek, aynı işlemi bağımsız olarak gerçekleştirebileceğiniz anlamına gelmez.
Örneğin matematik dersinde ikinci dereceden denklemler konusunu işlediğinizi düşünün. Öğretmeniniz tahtada birkaç örnek çözüyor ve siz de bütün işlem basamaklarını anlayabiliyorsunuz. Fakat eve döndüğünüzde benzer bir soruyu tek başınıza çözmeye çalışırken hangi formülü kullanacağınızı hatırlayamıyorsunuz.
Bu durum, konuyu hiç anlamadığınız anlamına gelmez. Ancak henüz bilgiyi bağımsız olarak kullanabilecek düzeye ulaşmamış olabilirsiniz.
Öğrenmenin farklı aşamaları vardır:
- Tanıma: Bilgiyi gördüğünüzde daha önce karşılaştığınızı fark edersiniz.
- Hatırlama: Kitaba veya notlara bakmadan bilgiyi zihninizden geri çağırabilirsiniz.
- Anlama: Bilginin ne anlama geldiğini ve neden önemli olduğunu açıklayabilirsiniz.
- Uygulama: Öğrendiklerinizi sorularda ve farklı problemlerde kullanabilirsiniz.
- Aktarma: Bilgiyi daha önce karşılaşmadığınız durumlarla ilişkilendirebilirsiniz.
Bu aşamalar her zaman aynı sırayla gerçekleşmez. Ancak öğrenmenizi değerlendirirken yalnızca konunun size tanıdık gelip gelmediğine değil, onunla neler yapabildiğinize de bakmalısınız.
2. Kitabı Kapatıp Konuyu Kendi Cümlelerinizle Anlatabiliyor musunuz?
Bir konuyu gerçekten öğrenip öğrenmediğinizi anlamanın en etkili yollarından biri, onu herhangi bir kaynaktan yardım almadan açıklamaya çalışmaktır.
Çalıştığınız konunun ardından kitabınızı kapatın ve kendinize şu soruyu sorun:
“Bu konuyu daha önce hiç öğrenmemiş bir arkadaşıma nasıl anlatırdım?”
Konuyu anlatırken ders kitabındaki cümleleri birebir tekrar etmek zorunda değilsiniz. Aksine, kendi kelimelerinizi kullanmanız konuyu ne kadar anladığınızı değerlendirmenizi kolaylaştırır.
Örneğin biyoloji dersinde fotosentez konusunu çalıştıysanız yalnızca tanımını ezberlemek yerine şu soruları cevaplamaya çalışın:
- Fotosentez nedir ve neden önemlidir?
- Bitkiler fotosentez yaparken hangi maddeleri kullanır?
- Işık miktarı fotosentez hızını nasıl etkileyebilir?
- Fotosentez ile hücresel solunum arasında nasıl bir ilişki vardır?
Bu soruların cevaplarını birbiriyle bağlantılı biçimde açıklayabiliyorsanız konuyu anlamlandırma konusunda ilerleme kaydetmişsiniz demektir.
Ancak anlatım sırasında sürekli duruyor, bazı kavramları karıştırıyor veya belirli aşamaları açıklayamıyorsanız bu durum eksiklerinizi belirlemek için önemli bir fırsattır.
Unutmayın: Bir konuyu anlatırken zorlandığınız noktalar, yeniden çalışmanız gereken bölümleri gösterebilir.
3. Bilgiye Bakmadan Hatırlayabiliyor musunuz?
Öğrencilerin sıkça yaptığı hatalardan biri, aynı konuyu tekrar tekrar okuyarak öğrenmenin gerçekleştiğini düşünmektir.
Bir metni defalarca okuduğunuzda içindeki bilgiler size giderek daha tanıdık gelir. Bu tanıdıklık hissi, konuyu tamamen öğrendiğiniz izlenimini oluşturabilir.
Ancak gerçek bir öğrenme kontrolü yapmak istiyorsanız bilgiyi önünüzde görmediğinizde de hatırlayıp hatırlayamadığınızı test etmelisiniz.
Eğitim psikolojisinde bu yöntem aktif hatırlama olarak adlandırılır.
Aktif hatırlama, bilgiyi yeniden okumak yerine zihninizden geri çağırmaya çalışmanızdır.
Örneğin tarih dersinde Osmanlı Devleti’nin kuruluş dönemini çalıştığınızı düşünelim. Konuyu bitirdikten sonra kitabınızı kapatın ve boş bir kâğıda hatırladığınız önemli olayları, kavramları ve neden-sonuç ilişkilerini yazın.
Ardından notlarınızı açarak yazdıklarınızı kontrol edin.
Hangi bilgileri doğru hatırladınız? Hangi olayların tarihlerini karıştırdınız? Hangi neden-sonuç ilişkilerini açıklamakta zorlandınız?
Bu sorulara verdiğiniz cevaplar, öğrenme düzeyiniz hakkında yalnızca tekrar okumaya kıyasla daha somut bilgiler sağlayabilir.
Aktif hatırlamayı günlük ders çalışma programınıza dâhil etmek için her konunun sonunda kendinize beş soru hazırlayabilirsiniz. Ertesi gün bu soruları notlarınıza bakmadan cevaplamayı deneyin.
4. Farklı Soru Tiplerini Çözebiliyor musunuz?
Bir konuyla ilgili sürekli aynı tarzda sorular çözmek, belirli bir çözüm yönteminde ustalaşmanızı sağlayabilir. Ancak farklı soru tipleriyle karşılaştığınızda aynı başarıyı gösteremiyorsanız konunun bazı yönlerini henüz yeterince öğrenmemiş olabilirsiniz.
Özellikle yeni nesil soruların önemli olduğu LGS ve YKS hazırlık süreçlerinde, öğrenilen bilgiyi farklı problem durumlarında kullanabilmek büyük önem taşır.
Örneğin matematikte oran-orantı konusunu çalışıyorsunuz. Doğrudan işlem yapmanızı isteyen soruları rahatlıkla çözebiliyor ancak günlük yaşamdan örnekler içeren uzun problem sorularında zorlanıyorsunuz.
Bu durumda yalnızca işlem becerinizi değil, problemde verilen bilgileri yorumlama ve matematiksel modele dönüştürme becerinizi de geliştirmeniz gerekebilir.
Öğrenme düzeyinizi değerlendirmek için aynı konuyla ilgili kolay, orta ve zor seviyelerde sorular çözebilirsiniz. Bununla birlikte yalnızca zorluk seviyesini değiştirmek yeterli değildir. Soruların sunuluş biçimlerini de çeşitlendirmelisiniz.
Örneğin grafik yorumlama, tablo okuma, sözel problem çözme ve birden fazla kazanımı bir arada kullanma gerektiren sorularla kendinizi deneyebilirsiniz.
Farklı soru tipleriyle karşılaşmak, hem eksiklerinizi belirlemenizi hem de bilgiyi yeni durumlara aktarma becerinizi geliştirmenizi sağlar.
5. Öğrendiğiniz Bilgiyi Önceki Konularla İlişkilendirebiliyor musunuz?
Bilgiler birbirinden tamamen bağımsız değildir. Özellikle matematik, fen bilimleri ve sosyal bilimler gibi alanlarda yeni öğrenilen konular, daha önce edinilmiş bilgilerin üzerine inşa edilir.
Bu nedenle bir konuyu gerçekten öğrenmenin önemli göstergelerinden biri, yeni bilgilerle eski bilgiler arasında anlamlı bağlantılar kurabilmektir.
Örneğin fizikte hareket konusunu çalışırken matematikte öğrendiğiniz grafik yorumlama becerilerinden yararlanabilirsiniz. Kimyada kimyasal tepkimeleri öğrenirken daha önce çalıştığınız atom ve molekül kavramlarını kullanırsınız.
Benzer şekilde edebiyatta bir dönemin özelliklerini öğrenirken o dönemin tarihsel ve toplumsal koşullarını bilmek, eserleri daha iyi anlamanıza yardımcı olabilir.
Bu bağlantıları kurmak için kendinize şu soruları sorabilirsiniz:
“Bu konuyu daha önce öğrendiğim hangi bilgilerle ilişkilendirebilirim?”
“Bu konuyu öğrenmeden önce hangi temel kavramları bilmem gerekiyor?”
“Bu bilgi başka bir derste veya günlük yaşamda karşıma çıkabilir mi?”
Bu sorular, bilgileri birbirinden kopuk parçalar hâlinde ezberlemek yerine daha bütüncül bir öğrenme süreci oluşturmanıza yardımcı olur.
6. Birkaç Gün Sonra da Hatırlayabiliyor musunuz?
Bir konuyu çalıştığınız gün çok iyi anlamanız, o bilgiyi haftalar sonra da aynı kolaylıkla hatırlayacağınız anlamına gelmez.
Öğrenme sürecinde zamanla unutmak doğaldır. Önemli olan, bilgiyi ihtiyaç duyduğunuzda yeniden hatırlayabilmek ve gerekli durumlarda eksiklerinizi tamamlamaktır.
Bu nedenle öğrenme düzeyinizi yalnızca konuyu çalıştığınız gün değerlendirmemelisiniz.
Örneğin pazartesi günü öğrendiğiniz bir konuyla ilgili çarşamba günü kısa bir test çözebilir, hafta sonunda ise notlarınıza bakmadan temel kavramları açıklamaya çalışabilirsiniz.
Birkaç hafta sonra aynı konuyu farklı sorularla yeniden değerlendirmek, bilginin ne ölçüde kalıcı olduğunu anlamanızı sağlar.
Örnek aralıklı tekrar planı
Bir konuyu öğrendikten sonra uygulayabileceğiniz esnek bir tekrar takvimi.
- Aynı gün — İlk kontrolKitabı kapatıp öğrendiğiniz temel kavramları hatırlayın ve birkaç soru çözün.
- Ertesi gün — Kısa tekrarNotlarınıza bakmadan konuyu özetleyin. Hatırlayamadığınız bölümleri belirleyin.
- 3–4 gün sonra — UygulamaFarklı soru tipleri çözerek bilgilerinizi kullanmayı deneyin.
- 1 hafta sonra — Karma testKonuyu önceki kazanımlarla birleştiren sorular çözün.
- 2–3 hafta sonra — Kalıcılık kontrolüKonuyu yeniden hatırlamaya çalışın ve eksik kalan noktaları tekrar edin.
Bu süreler herkes için aynı olmak zorunda değildir. Zorlandığınız konuları daha sık, kolay hatırladığınız konuları daha uzun aralıklarla tekrar edebilirsiniz.
7. Hatalarınızın Nedenini Açıklayabiliyor musunuz?
Bir soruyu yanlış çözmek, her zaman konuyu öğrenmediğiniz anlamına gelmez. Bazen soruyu yanlış okuyabilir, işlem hatası yapabilir veya bildiğiniz bir bilgiyi o anda hatırlayamayabilirsiniz.
Bu nedenle yalnızca doğru ve yanlış soru sayılarınıza odaklanmak yerine hatalarınızın nedenlerini araştırmalısınız.
Örneğin çözemediğiniz bir matematik sorusunun çözümünü inceledikten sonra kendinize şu soruyu sorun:
“Bu soruyu neden çözememiştim?”
Eğer cevabınız yalnızca “Dikkat etmemişim.” ise biraz daha ayrıntılı düşünmeniz yararlı olabilir.
Sorunun hangi ifadesini yanlış yorumladınız? Hangi işlem basamağında hata yaptınız? Hangi temel bilgiyi hatırlayamadınız?
Hatalarınızın nedenini açıklayabiliyor ve benzer bir soruyla yeniden karşılaştığınızda doğru yöntemi uygulayabiliyorsanız öğrenme sürecinizde önemli bir ilerleme kaydediyorsunuz demektir.
Özellikle deneme sınavlarından sonra yapılan yanlış analizleri, öğrenmenin hangi aşamasında olduğunuzu değerlendirmek için kullanabilirsiniz.
8. Bir Konuyu Gerçekten Öğrendiğinizi Gösteren 7 İşaret
Kendinizi değerlendirin
Son çalıştığınız konuyu düşünerek aşağıdaki ifadelerden sizin için geçerli olanları işaretleyin.Konunun temel kavramlarını notlarıma bakmadan açıklayabiliyorum.Konuyu kendi cümlelerimle başka birine anlatabiliyorum.Öğrendiklerimi önceki konularla ilişkilendirebiliyorum.Kolay soruların yanı sıra farklı tarzlarda hazırlanmış soruları çözebiliyorum.Yanlış yaptığım sorularda hatamın nedenini belirleyebiliyorum.Birkaç gün sonra konunun temel bilgilerini yeniden hatırlayabiliyorum.Öğrendiğim bilgileri daha önce karşılaşmadığım problemlerde kullanabiliyorum.
0 / 7
İşaretlediğiniz öğrenme göstergesiSıfırla
Konuyu değerlendirmeye başlamak için sizin için geçerli olan ifadeleri işaretleyin.
Bu liste bir sınav veya bilimsel ölçme aracı değildir; öğrenme sürecinizi gözden geçirmenize yardımcı olur.
9. Çok Soru Çözmek, Konuyu İyi Öğrenmek Anlamına Gelir mi?
Öğrenciler bazen bir konuyu ne kadar iyi öğrendiklerini çözdükleri soru sayısıyla değerlendirebilirler. Oysa öğrenme açısından yalnızca soru sayısı değil, soruların nasıl çözüldüğü ve sonrasında nasıl değerlendirildiği de önemlidir.
Örneğin bir öğrenci aynı soru kalıbından 100 soru çözebilir ve büyük bölümünü doğru cevaplayabilir. Başka bir öğrenci ise daha az sayıda ancak farklı becerileri ölçen sorular çözerek her yanlışını ayrıntılı biçimde inceleyebilir.
Bu iki çalışma biçiminin kazandırdığı beceriler farklı olabilir.
Soru çözümünde kendinize belirli bir sayı hedefi koymanız yararlı olabilir. Ancak bu hedefin, öğrenme sürecinin tek ölçütüne dönüşmemesine dikkat etmelisiniz.
Çözdüğünüz soruların ardından hangi kazanımlarda başarılı olduğunuzu, hangi soru tiplerinde zorlandığınızı ve hangi bilgileri yeniden çalışmanız gerektiğini belirleyin.
Ayrıca doğru cevapladığınız soruları da zaman zaman inceleyin. Çünkü bir soruyu doğru cevaplamak, çözümün her aşamasını doğru anladığınız anlamına gelmeyebilir.
Doğru cevaba tahminle mi ulaştınız? Çözümünüzü başka bir yöntemle de gerçekleştirebilir misiniz? Benzer bir soru farklı biçimde sorulsaydı yine çözebilir miydiniz?
Bu sorular, soru çözümünü yalnızca sınava hazırlık etkinliği olmaktan çıkararak etkili bir öğrenme aracına dönüştürebilir.
10. Öğrenme Yanılsaması Nedir?
Öğrenme yanılsaması, bir bilgiyi gerçekte olduğundan daha iyi öğrendiğinizi düşünmenizdir.
Özellikle tekrar tekrar okunan notlar, daha önce çözülen sorular ve öğretmenin çözümünü gösterdiği örnekler, konunun çok kolay olduğu hissini oluşturabilir.
Örneğin daha önce çözümünü gördüğünüz bir soruyla yeniden karşılaştığınızda hangi işlemlerin yapılacağını hatırlayabilirsiniz. Ancak tamamen yeni bir soruda aynı yöntemi kullanmakta zorlanabilirsiniz.
Bu durumun önüne geçmek için çalışma sırasında kendinizi yalnızca tanıdık örneklerle sınamamalısınız.
Henüz çözümünü görmediğiniz sorular seçin, kitabı kapatarak konuyu özetleyin ve farklı günlerde kendinize küçük sınavlar uygulayın.
Böylece bir konunun size ne kadar tanıdık geldiği ile onu bağımsız olarak ne kadar iyi kullanabildiğiniz arasındaki farkı daha kolay görebilirsiniz.
11. Öğrenme Günlüğü Tutmak Neden Faydalıdır?
Öğrenme sürecinizi takip etmek için kullanabileceğiniz yöntemlerden biri de öğrenme günlüğü tutmaktır.
Her gün uzun uzun yazılar yazmanız gerekmez. Çalışma programınızın sonunda yalnızca birkaç dakikanızı ayırarak o gün neler öğrendiğinizi değerlendirebilirsiniz.
Örneğin günlüğünüzde şu sorulara yer verebilirsiniz:
- Bugün hangi konuları çalıştım?
- Hangi konuları notlarıma bakmadan açıklayabiliyorum?
- Hangi soru tiplerinde zorlandım?
- Hangi yanlışlarımın nedenini belirledim?
- Yarın hangi konuları tekrar etmeliyim?
Bu sorulara düzenli olarak cevap vermek, kendi öğrenme sürecinizi daha bilinçli yönetmenize yardımcı olabilir.
Ayrıca birkaç hafta önce zorlandığınız bir konuyu artık rahatlıkla açıklayabildiğinizi görmek, kaydettiğiniz ilerlemeyi fark etmenizi sağlar.
Öğrenme günlüğünüzü bir başarı veya başarısızlık listesi olarak değil, gelişiminizi takip edebileceğiniz kişisel bir rehber olarak değerlendirin.
12. Öğrenmenizi Değerlendirirken Kendinize Karşı Gerçekçi Olun
Öğrencilerin öğrenme süreçlerinde karşılaştıkları önemli sorunlardan biri, her konuyu ilk çalışmada eksiksiz öğrenmeleri gerektiğini düşünmeleridir.
Oysa bazı konuların anlaşılması için daha fazla zamana, farklı açıklamalara veya ek alıştırmalara ihtiyaç duyulabilir.
Özellikle matematik ve fen bilimlerinde önceki yıllardan gelen temel bilgi eksiklikleri, yeni konuların öğrenilmesini zorlaştırabilir.
Bu nedenle bir konuyu çalıştıktan sonra bazı soruları çözemediğinizde hemen başarısız olduğunuz sonucuna varmayın.
Öncelikle hangi noktada zorlandığınızı belirleyin. Gerekirse önceki konulara dönün, farklı kaynaklardan yararlanın veya öğretmeninizden destek alın.
Kendinizi değerlendirirken yalnızca eksiklerinize değil, gelişiminize de odaklanın.
Geçen hafta hiç çözemediğiniz bir soru tipini bugün çözebiliyorsanız bu, öğrenme sürecinizde ilerlediğinizi gösterir.
Aynı şekilde önceden yalnızca tanımını bildiğiniz bir kavramı artık örneklerle açıklayabiliyorsanız bilginizi derinleştiriyorsunuz demektir.
Öğrenmenin amacı her şeyi ilk denemede doğru yapmak değil, eksiklerinizi fark ederek bilgilerinizi geliştirmektir.
13. LGS ve YKS’ye Hazırlanan Öğrenciler Öğrenmelerini Nasıl Kontrol Etmeli?
Sınav hazırlık sürecinde zaman yönetimi oldukça önemlidir. Bu nedenle öğrencilerin yalnızca çalışma sürelerini değil, öğrendikleri bilgilerin kalıcılığını ve uygulanabilirliğini de takip etmeleri gerekir.
LGS ve YKS’ye hazırlanan öğrenciler, her konunun sonunda kısa bir öğrenme kontrolü yapabilirler.
Örneğin matematik dersinde yeni bir konuyu tamamladıktan sonra önce temel kavramları açıklayın. Ardından farklı zorluk seviyelerindeki sorularla kendinizi değerlendirin. Birkaç gün sonra aynı konudan yeniden soru çözerek bilgilerinizi hatırlayıp hatırlamadığınızı kontrol edin.
Türkçe dersinde paragraf soruları çözerken yalnızca doğru cevap sayınızı değil, hangi soru türlerinde hata yaptığınızı da takip edin. Ana düşünce, yardımcı düşünce ve çıkarım sorularında yaşadığınız güçlükler birbirinden farklı olabilir.
Fen bilimlerinde kavramlar arasındaki ilişkileri açıklamaya çalışın. Sosyal bilimlerde ise tarihsel olayları yalnızca kronolojik olarak hatırlamakla yetinmeyip neden-sonuç ilişkilerini de değerlendirin.
Bu yaklaşım, her dersin kendine özgü becerilerini dikkate alarak öğrenmenizi kontrol etmenizi sağlar.
Uygulama önerisi
15 dakikalık öğrenme kontrolü
Bir konuyu tamamladıktan sonra uygulayabileceğiniz örnek bir çalışma.
| 3 dakika | Kitabı kapatıp temel kavramları hatırlayın. |
| 4 dakika | Konuyu kendi cümlelerinizle açıklayın. |
| 5 dakika | Konuyla ilgili kısa bir test veya uygulama yapın. |
| 3 dakika | Eksiklerinizi belirleyin ve sonraki tekrarınızı planlayın. |
Süreleri konunun kapsamına ve soruların zorluğuna göre değiştirebilirsiniz.
14. Öğrenmeyi Bir Sonuç Değil, Süreç Olarak Görün
Bir konuyu gerçekten öğrenip öğrenmediğinizi anlamak için tek bir sınav sonucuna veya tek bir çalışma oturumuna bakmanız yeterli değildir.
Öğrenme zaman içinde gelişir. İlk gün anlamakta zorlandığınız bir kavram, birkaç farklı örnekle çalıştıktan sonra çok daha anlaşılır hâle gelebilir.
Benzer şekilde bugün rahatlıkla hatırladığınız bir bilgiyi birkaç hafta sonra yeniden gözden geçirmeniz gerekebilir.
Bu nedenle öğrenmeyi tamamlanması gereken bir görevden çok, sürekli geliştirilebilen bir beceri olarak değerlendirmek yararlıdır.
Çalışma programlarınızda yalnızca yeni konulara değil, öğrendiklerinizi kontrol etmeye ve önceki bilgilerinizi tekrar etmeye de yer ayırın.
Bir konuyu tamamladığınızda kendinize yalnızca “Bu konuyu bitirdim mi?” diye sormayın.
“Bu konudan ne öğrendim?”, “Öğrendiklerimi nasıl kullanabilirim?” ve “Hangi noktalarda gelişmem gerekiyor?” sorularını da sorun.
Bu yaklaşım, ders çalışma sürecinizi daha bilinçli ve verimli hâle getirmenize yardımcı olacaktır.
Sonuç: Gerçek Öğrenme, Bildiklerinizi Kullanabildiğinizde Ortaya Çıkar
Bir konuyu gerçekten öğrenmek, ders kitabındaki bütün cümleleri ezberlemek veya aynı soru tipinden yüzlerce örnek çözmek değildir. Öğrenmenin önemli göstergeleri, bilgiyi kendi cümlelerinizle açıklayabilmek, farklı durumlarda kullanabilmek, önceki bilgilerinizle ilişkilendirebilmek ve zaman geçtikten sonra yeniden hatırlayabilmektir.
Bu nedenle ders çalışırken yalnızca ne kadar süre çalıştığınıza veya kaç sayfa ilerlediğinize odaklanmayın. Öğrendiklerinizi nasıl değerlendirdiğinizi de önemseyin.
Her çalışma oturumunun sonunda kendinize küçük bir öğrenme kontrolü uygulayın. Eksiklerinizi belirleyin, yanlışlarınızın nedenlerini araştırın ve ihtiyaç duyduğunuz konulara yeniden dönün.
Unutmayın, bir konuyu öğrenmek her soruyu hatasız çözmek anlamına gelmez. Önemli olan, bildiklerinizi hangi durumlarda kullanabildiğinizi ve hangi alanlarda gelişmeniz gerektiğini fark edebilmektir.
Alfa Genç Eğitim Kurumları olarak öğrencilerimizin yalnızca konuları tamamlamalarını değil; öğrendiklerini anlamlandırmalarını, kalıcı hâle getirmelerini ve farklı problem durumlarında kullanabilmelerini önemsiyoruz. Çünkü etkili bir sınav hazırlık süreci, ne kadar çok çalıştığınız kadar nasıl öğrendiğinizle de ilgilidir.
Bir sonraki ders çalışma oturumunuzda kendinize şu soruyu sorun:
“Bugün kaç saat çalıştım?” yerine “Bugün öğrendiklerimle artık neler yapabiliyorum?”