Blog
Ders Çalışırken Olumsuz Düşünceleri Yapılandırma Yolları
- Şubat 22, 2026
- Yayınlayan: admin
- Kategori: Adverisement Hobbies izmirykskursları LGS Duyurular LGS Rehberlik Technology Uncategorized YKS Duyurular YKS Rehberlik
Ders çalışırken zihnimiz hiçbir zaman tamamen sessiz değildir. Bir yandan konuya odaklanmaya çalışırken, diğer yandan içimizden geçen cümleler performansımızı doğrudan etkiler. “Yine yapamayacağım”, “Herkes benden daha iyi”, “Bu konu bana göre değil” gibi düşünceler motivasyonu düşürür, dikkati dağıtır ve öğrenme sürecini zorlaştırır. Oysa iç konuşma, kontrol edilemez bir süreç değil; fark edildiğinde düzenlenebilir bir zihinsel alışkanlıktır.
İç konuşma, bireyin kendisiyle kurduğu diyalogdur. Bu diyalog çoğu zaman otomatik gerçekleşir. Özellikle sınav dönemlerinde stres arttıkça, zihnin tehdit algısı güçlenir ve olumsuz yorumlar çoğalır. Beyin, başarısız olma ihtimalini bir risk olarak değerlendirir ve kişiyi korumaya çalışırken abartılı genellemeler üretir. “Bir soruyu yapamadım, demek ki hiçbir şeyi bilmiyorum” gibi düşünceler bunun tipik örneğidir. Bu noktada önemli olan, düşüncenin doğru olup olmadığını sorgulamaktır.
Olumsuz iç konuşmayı yapılandırmanın ilk adımı farkındalıktır. Çalışma sırasında motivasyon düştüğünde, önce zihinden geçen cümleyi net biçimde yakalamak gerekir. Belirsiz bir huzursuzluk yerine, somut bir düşünce tespit edilmelidir. “Yetişmeyecek” mi diyorum, yoksa “Zaten anlamıyorum” mu? Düşünce netleştiğinde müdahale mümkün hale gelir.
İkinci adım kanıt aramaktır. Zihin çoğu zaman tek bir olumsuz örneği genelleyerek hüküm verir. Oysa geçmiş başarılar, çözülen sorular ve tamamlanan konular güçlü karşı kanıtlardır. “Hiç yapamıyorum” düşüncesi yerine “Bazı sorularda zorlanıyorum ama çoğunu çözebiliyorum” demek daha gerçekçidir. Burada amaç yapay bir iyimserlik değil, dengeli bir bakış açısı geliştirmektir.
Üçüncü adım yeniden çerçevelemedir. Bu teknik, düşüncenin anlamını değiştirmeyi içerir. Örneğin “Bu konu çok zor” ifadesi yerine “Bu konu emek istiyor, o yüzden yavaş ilerliyorum” demek hem gerçeği kabul eder hem de umudu korur. Benzer şekilde “Yanlış yaptım” yerine “Yanlışı fark ettim, bu öğrenmenin parçası” demek, hatayı tehdit olmaktan çıkarıp gelişim fırsatına dönüştürür.
İç konuşmayı yapılandırırken dil seçimi önemlidir. “Hep”, “asla”, “zaten”, “hiçbir zaman” gibi kesinlik içeren kelimeler genellikle abartılı genellemeler içerir. Bu kelimeleri daha esnek ifadelerle değiştirmek zihinsel baskıyı azaltır. “Bugün odaklanmakta zorlandım” demek, “Ben zaten odaklanamıyorum” demekten çok daha sağlıklıdır. İlki geçici bir durumu tanımlar, ikincisi kimliğe yönelik olumsuz bir etiket oluşturur.
Ayrıca iç konuşmanın tonu da belirleyicidir. Kişi kendisiyle sert ve yargılayıcı konuştuğunda stres artar, performans düşer. Destekleyici ve yapıcı bir ton ise dayanıklılığı güçlendirir. Bir öğretmenin ya da rehberin öğrenciye yaklaşımı nasılsa, kişinin de kendisine benzer bir yaklaşım geliştirmesi gerekir. “Şu an zorlanıyorsun ama adım adım ilerleyebilirsin” gibi cümleler hem gerçekçi hem motive edicidir.
Son olarak, davranış düşünceyi dönüştürür. Çalışmaya küçük bir hedefle başlamak, 20–30 dakikalık bir odak süresi koymak ve tamamlandığında kısa bir mola vermek, zihne başarı sinyali gönderir. Bu küçük tamamlanmışlıklar olumsuz iç konuşmayı zayıflatır. Çünkü beyin somut ilerlemeyi gördükçe tehdit algısı azalır.
Ders çalışırken iç konuşma tamamen yok edilemez; ancak yönlendirilebilir. Olumsuz düşünceler geldiğinde onları bastırmak yerine tanımak, sorgulamak ve yeniden yapılandırmak gerekir. Zihnin dili değiştikçe, çalışma süreci de daha dengeli ve sürdürülebilir hale gelir. Başarı yalnızca bilgi birikimiyle değil, kişinin kendisiyle kurduğu diyalogla da şekillenir.