Blog
Kısa Süreli Yoğun Çalışma mı, Uzun Süreli Yavaş Çalışma mı Daha Etkili?
- Şubat 5, 2026
- Yayınlayan: admin
- Kategori: Adverisement Hobbies izmirykskursları LGS Duyurular LGS Rehberlik Technology Uncategorized YKS Duyurular YKS Rehberlik
Ders çalışırken en çok yaşanan ikilemlerden biri şudur: Uzun saatler boyunca, yavaş yavaş çalışmak mı daha verimlidir, yoksa kısa sürede yoğun bir şekilde odaklanarak çalışmak mı? Pek çok öğrenci, masa başında uzun süre oturmanın başarıyı garanti ettiğini düşünür. Oysa süre kadar, hatta süreden daha önemli olan şey, o sürenin nasıl kullanıldığıdır.
Uzun süreli yavaş çalışmada öğrenci, gün içine yayılmış şekilde dersin başına oturur. İlk bakışta bu yöntem düzenli ve sağlıklı gibi görünür. Ancak çoğu zaman dikkat dağınıklığı, sık sık verilen molalar, telefonla oyalanma ya da zihnin dersten kopması gibi durumlar ortaya çıkar. Bu da toplamda geçirilen sürenin büyük bir kısmının verimsiz geçmesine neden olur. Kişi kendini uzun süre çalışmış hisseder ama günün sonunda somut bir ilerleme kaydedemediğini fark edebilir. Bu durum da motivasyon kaybına yol açar. “Bunca zaman çalıştım ama hala eksiklerim var.” düşüncesi, öğrencinin kendine olan güvenini zedeleyebilir.
Kısa süreli yoğun çalışma ise, belirli bir zaman diliminde dikkatin büyük ölçüde derse verildiği bir çalışma biçimidir. Bu yöntemde amaç, kısa bir sürede mümkün olan en yüksek odaklanma düzeyine ulaşmaktır. Telefonun kapatılması, çalışma ortamının sadeleştirilmesi ve net bir hedef belirlenmesi bu sürecin temelini oluşturur. Örneğin, kırk dakika boyunca sadece tek bir konuya odaklanmak, o konuyu üç saat boyunca yarım dikkatle çalışmaktan çok daha etkili olabilir. Yoğun odaklanma, öğrenilen bilginin daha kalıcı olmasına katkı sağlar. Ayrıca kısa sürede ilerleme görmek, öğrencinin motivasyonunu da olumlu yönde etkiler.
Ancak burada önemli bir nokta vardır. Kısa süreli yoğun çalışmanın da sürdürülebilir olması gerekir. Aralıksız, saatlerce yüksek tempoda çalışmak zihinsel yorgunluğu artırır ve bir süre sonra dikkat düşer. Bu nedenle yoğun çalışma, mutlaka planlı molalarla desteklenmelidir. Zihin, belli aralıklarla dinlenmeye ihtiyaç duyar. Dinlenmeyen bir zihin, ne kadar çalışırsa çalışsın, bilgiyi sağlıklı şekilde işleyemez.
Aslında en etkili yöntem, bu iki yaklaşımı dengeli bir şekilde birleştirebilmektir. Gün içine yayılmış ama belirli zaman dilimlerinde yoğun odaklanma içeren bir çalışma düzeni, çoğu öğrenci için daha işlevseldir. Örneğin, gün içinde birkaç kez kısa ama dikkatli çalışma oturumları yapmak, hem sürekliliği sağlar hem de zihinsel yorgunluğu azaltır. Bu sayede ders çalışmak, uzun ve yorucu bir maraton gibi değil, yönetilebilir parçalara bölünmüş bir süreç haline gelir.
Sonuç olarak, ders çalışmada “uzun” ya da “kısa” süre tek başına belirleyici değildir. Asıl belirleyici olan, öğrencinin ne kadar odaklandığı, çalışırken ne kadar bilinçli olduğu ve kendi dikkat süresine uygun bir yöntem seçip seçmediğidir. Her öğrencinin öğrenme ritmi farklıdır. Önemli olan, başkalarının yöntemlerini birebir kopyalamak yerine, kişinin kendisi için en verimli olan çalışma düzenini fark etmesi ve bunu sürdürülebilir hale getirmesidir. Bu noktada Alfa Genç Rehberlik birimi öğrencilerinin hangi tempoya uygun olduğunu dikkatlice inceleyerek, uygun çalışma programları ile gelişimini destekler.